Dünyanın en kurak bölgelerinden biri olan Atacama Çölü, son yıllarda tekstil endüstrisinin görünmeyen yüzünü sergileyen bir çöp alanına dönüşmüş durumda. Her yıl 39 bin ton giysi, artık değerini yitirmiş birer kalıntı olarak bu çölde terk ediliyor. Yusuf Arslan’ın 6 Mayıs 2026 tarihli haberine göre, modanın israf kültürü, bu bölgeyi devasa kıyafet dağlarının yükseldiği bir alan haline getirmiştir.
Şili’nin kuzeyindeki Iquique Limanı, tekstil ürünlerinin akışında önemli bir merkez haline geldi. Buraya her yıl yaklaşık 59 bin ton ikinci el veya satılmamış kıyafet geliyor. Ancak bu giysilerin büyük bir kısmı, satılamadığı için doğrudan Atacama Çölü’ne yönlendiriliyor. ABD, Avrupa ve Asya’daki tüketim aşırılıklarının sonuçları, bu çölü küresel bir atık depolama alanı haline getiriyor.
Atacama Çölü, sadece kumlarıyla değil, aynı zamanda gözle görülür şekilde artan kıyafet yığınlarıyla da tanınmaya başladı. Birleşmiş Milletler’in 2019’da yayımladığı raporlar, moda endüstrisinin dünya genelinde su israfının yüzde 20’sinden, sera gazı emisyonlarının ise yüzde 8’inden sorumlu olduğunu ortaya koyuyor. Bir kot pantolon üretmek için yaklaşık 7.500 litre su gerektiği düşünülürse, bu durum daha da çarpıcı hale geliyor. Özellikle her saniye bir çöp kamyonu dolusu tekstil ürünlerinin ya gömüldüğü ya da yakıldığı belirtiliyor.
Bununla birlikte, Atacama Çölü’ndeki kıyafet yığınlarından faydalanan yoksul topluluklar da mevcut. 300 bin kişinin yaşadığı bölgede, bu yığınlardan ihtiyaç duyulan veya satılabilecek eşyalar toplanıyor. Ancak moda endüstrisinin su kaynaklarını hedef alan üretim süreçleri, bu kıyafetlerin birer israf kalıntısı olarak yok olmasına da sebep oluyor.
Sonuç olarak, Atacama Çölü’nde her yıl 39 ton kıyafetin imha edilmesi, hem su kaynaklarını tüketirken hem de mevcut giyilebilir giysilerin israf edilmesine yol açıyor. Bu durum, moda sektörünün estetik kaygılarının, çevresel ve insani sorunları göz ardı ettiğinin bir göstergesi olarak karşımıza çıkıyor.