Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin Türkiye Büyük Millet Meclisi’ndeki haftalık grup toplantısında önemli açıklamalarda bulundu. Bahçeli, PKK terör örgütünün elebaşı Abdullah Öcalan’ın ‘statü meselesi’ üzerinde durulması gerektiğini vurguladı. “Öcalan’ın statü konusunun gündeme alınması, daha önce belirttiğimiz gibi bizim için oldukça önemlidir. Bu mesele göz ardı edilerek sürecin sağlıklı işlemesi mümkün değildir. Eğer sürecin yürütülmesini istiyorsak ve çağrımızın etkili olmasını bekliyorsak, örgütün tüm unsurlarının feshi ve silahların teslimi sonrasında bu durumu hukuki, siyasi ve vicdani ölçüler içinde değerlendirmemiz gerekir. Tartışmalara son vermek adına bunun adının ‘Barış Süreci ve Siyasallaşma Koordinatörlüğü’ olmasını öneriyorum. Ancak elbette başka seçenekler de değerlendirilebilir” şeklinde konuştu.
Bahçeli’nin açıklamasında öne çıkan bazı noktalar şöyle:
Türkiye, savaşların yayılmasını, krizlerin derinleşmesini, toplumların yerinden edilmesini ve şehirlerin yıkılmasını istemiyor. Diplomasi kanallarını açık tutarak arabuluculuk olanaklarını değerlendiriyor. Tarafların bir araya gelebileceği zeminleri desteklemeyi amaçlıyor. Gerilimi azaltmak için yapıcı bir rol üstleniyor. Ancak barış adına duruş sergilemek, pasif bir tutum sergilemek anlamına gelmez. Diplomasiye önem vermek, başkalarının çıkarları doğrultusunda hareket etmek olarak değerlendirilemez. Türkiye, dış politikasını kendi milli çıkarları ve güvenlik öncelikleri çerçevesinde yürütmektedir. Hiçbir gücün bölgesel uzantısı olmayacağız. Başka bir ülkenin güvenlik kaygısının Türkiye’ye karşı bir mevziye dönüşmesine izin vermeyeceğiz ve hiçbir ittifakın Türkiye’nin meşru haklarına zarar vermesine rıza göstermeyeceğiz. Türkiye, masada kendi aklıyla oturur ve güvenliğini, hukukunu ve menfaatlerini gözeterek hareket eder.
“Barış siyaseti yalnızca iyi niyetle yürütülemez. Güç, hazırlık, caydırıcılık ve sağlam bir iç cephe gerektirir. Saha gücü olmayanın masada etkisi azalır. Ekonomik dayanıklılığı olmayanın diplomatik hareket kabiliyeti daralır. İç cephesi zayıf olanın ise dış politikada manevra yeteneği kaybolur. Türkiye’nin barış söylemi, güçlü devlet kapasitesi ile birlikte düşünülmelidir” ifadelerini kullandı.
Bahçeli, Türkiye’nin barış yanlısı tutumunun Doğu Akdeniz, Ege ve Kıbrıs’taki olumsuz gelişmelere sessiz kalacağı anlamına gelmediğini belirtti. “Yurtta sulh, cihanda sulh” anlayışının Türkiye’nin dış politikasını şekillendirdiğini vurgulayan Bahçeli, haklarını ve güvenlik alanını savunmak için kararlı bir duruş sergileyeceklerini söyledi.
Bahçeli ayrıca Fransa’nın, Yunanistan, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi ve İsrail’le Doğu Akdeniz’deki güvenlik ve enerji işbirliklerini dikkatle izlemek gerektiğini belirtti. Her ülkenin kendi dış politikasını yürütme hakkı olduğunu ifade eden Bahçeli, ancak bu ittifakların Türkiye’yi kuşatma amacı taşıması durumunda buna kayıtsız kalamayacaklarını vurguladı. Fransa’nın bölgeye tarihî ve sömürgeci bir bakış açısıyla yaklaşmasının istikrar sağlamayacağını belirten Bahçeli, Macron’un tarihî ölçekleri aşan Napolyon hevesinin Türk-Fransız ilişkilerine olumsuz etki edeceğini ifade etti.