Serebral Palsi Hastalığından İlk 3 Yaşa Dikkat!

Genellikle çocuklarda 3 yaş döneminde görülmeye başlanan ve duruş bozuklukları ile kendini gösteren serebral palsi hastalığı, son yıllarda giderek arttı. Peki serebral palsi hastalığı belirtileri nelerdir? İşte detaylar…

Beyin hasarına bağlı olarak meydana gelen duruş bozukluğu olarak tanımlanan serebral palsi hastalığı, son yıllarda arttı. Peki serebral palsi hastalığı belirtileri neler? Sizin için uzmanından öğrendik. İşte detaylar… 

DURUŞ BOZUYKLUĞU SEREBRAL PALSİ BELİRTİLERİ

Gebelik dönemi, doğum şekli ve bebeklik döneminin ilk 3 yılının serebral palsi hastalığında oldukça önemli bir dönem olduğunu belirten Çocuk Nörolojisi Bölümünden Doç. Dr. Yasemin Topçu, merak edilenler hakkında bilgilendirmede bulundu. Peki serebral palsi belirtileri nelerdir?

Kısaca duruş bozukluğu olarak adlandırılan Serebral palsi, hafif ve şiddetli olmak üzere belirti evreleri vardır. Bizde merak edenler için en sık görülen belirtileri aşağıda sıraladık. 

-Yuvarlanma, tek başına oturma veya sürünme gibi motor beceri gelişiminde gecikmeler

-Kas tonusunda aşırı sertlik ya da gevşeklik gibi değişiklikler

-Konuşma gelişiminde gecikmeler ve konuşma zorluğu

-Kaslarda spastisite adı verilen sertlik ve abartılı refleksler

-Ataksi olarak adlandıran kas koordinasyonu zayıflığı

-Titreme ve istemsiz hareketler

-Sık sık düşme

-Yutma problemleri

-Vücudun bir tarafını tercih etme, örneğin nesneleri hep aynı elle tutma

-Nöbet, zihinsel yetersizlik ve körlük gibi nörolojik problemler

Serebral palsi hastalığının son yıllarda giderek arttığını belirten Yasemin Topçu, oldukça önemli olan bu hastalığın beyin hasarı sonucu meydana geldiğine dikkat çekerek, ‘Aslında serebral palsi bir hastalık adı değil, klinik bir durumun genel tabiridir. Serebral palsi ilerleyici bir hastalık ya da bir kas hastalığı değildir. Tamamen gelişen beynin hasarı sonucu oluşan vücuttaki etkilerdir, postür ve hareket bozukluğudur. Serebral palsi özellikle gebelik süreci, doğum ve doğum sonrası özellikle ilk yıllarda oluşan beyin hasarı sonucu ortaya çıkan bir klinik durumdur. Ön planda genetik bir tarafı yok ama altında genetik zemini olup da gebelik sürecinde de bir problem olursa yine ortaya çıkabilir’ dedi. 

DURUŞ BOZUKLU HASTALIĞININ BELİRTİLERİ YAŞA GÖRE DEĞİŞEBİLİR

Dünya genelinde yapılan bir araştırmada dünyaya gelen her 1000 bebekten 2 ile 3 hastada duruş bozukluğu dediğimiz serebral pals, hastalığının görüldüğü ortaya çıktı. Bu hastalığın yaş grubuna doğru farklı belirtiler gösterdiğine değinen Dr. Topçu, ‘Genel olarak serebral palsi’nin belirtileri ortaya çıktığı yaşa bağlı olarak değişiyor. Gelişimsel süreçte özellikle ilk 3 yaşta farklı bir bulguyla ortaya çıkabilir. Örneğin; erken aylarda, ilk 3 ayda baş tutmada gecikmeyle ya da desteksiz oturmanın gecikmesiyle ortaya çıkabilir ya da özellikle ailelerin fark ettiği her iki elin baş parmağının açılmaması şikâyetiyle de ortaya çıkabilir. Ayrıca çocuğun yürümeye başladığı dönemde parmak ucuyla yürümesi de serebral palsinin ilk belirtisi olabilir. Özellikle ilk 3 yaşta herhangi bir dönemde bu hastalar bize başvurabilir. Serebral palsiye neden olan beyin hasarını geri döndürmek çok zor fakat erken tedaviyle hastalığın vücutta ortaya çıkardığı etkileri azaltmak mümkün. Bu da genel olarak fiziki egzersiz ve bireysel rehabilitasyonla mümkün oluyor. Bu uzun süreçli bir takiptir ve ortaya çıkan semptoma yönelik tedavi uygulanmalıdır. Serebral palsi olgularının takibinin çocuk nöroloji, pediatri, fizik tedavi, ortopedi, çocuk gelişim uzmanının öncelikle içinde yer aldığı bir ekip çalışması olduğunu unutmamak gerekir’ şeklinde konuştu. 

Serebral Palsi Nedir?

ERKEN TEŞHİS SEREBRAL PALS İÇİN OLDUKÇA ÖNEMLİ

Hastalığın fark edilmesi için ille de belirtilerin beklenmemesi gerektiğini, bazı durumlarda da vakit kaybetmeden doktora başvurulması gerektiğini dile getiren Topçu, ‘Örneğin; annenin hipertansiyonu, zor doğum eylemi, prematüre doğum ya da erken dönemde çocuğun herhangi bir travmaya maruz kalması, menenjit gibi bir enfeksiyon geçirmesi gibi bir risk unsuru varsa bu aileleri o dönemde çocukta bir bulgu bulunmasa bile düzenli takip edilmesi gerektiği konusunda uyarıyoruz. Çünkü bu tür durumlar erken dönemde beyinde hasar yaratma olasılığı olan durumlar. Böyle bir risk olması halinde ailelerin çocuk hastalıkları ve nöroloji polikliniklerinde düzenli takibini öneriyoruz. Çocuk gelişim takibi kapsamında çocuğun motor gelişiminin, konuşma basamaklarının, sosyal ve iletişimsel yönden normal gidip gitmediğini takip ediyoruz. Bu sırada da çocukta fiziksel bir muayene bulgusu ortaya çıkıyor mu çıkmıyor mu onun takibi gerekiyor. Aslında en önem nokta böyle bir risk faktörü olan çocukların ailelerine olasılıklar hakkında bilgi vermektir. Takipte bu çocuklarda herhangi bir anormal muayene bulgusu saptarsak ya da risk faktörü varsa beyin MR görüntüleme yapılmasını öneriyoruz. Beyin MR görüntüleme sonucuna göre ileriye yönelik tedavi planı uyguluyoruz. Ama tedavi planı uygulamaları genellikle egzersiz ve fiziki rehabilitasyon üzerinden yürüyor. Fizik tedavinin yeterli gelmediği durumlarda farklı ilaç tedavileri ve operasyon seçeneklerini dikkate alıyoruz. Kısaca, her hastanın takibi ve tedavisi, hastanın klinik durumuna göre değişkenlik gösterir.  Ancak eşlik eden bir epilepsi, mental problem, ciddi duruş bozukluğu ya da gözle ilgili bir problem varsa mutlaka çeşitli bölümlerden destek alarak ortak bir çalışma yapıyoruz’ şeklinde konuştu. 

SEREBRAL PALSİ HASTALIĞININ TEDAVİSİ VAR MI?

Bu hastalıkla ilgili en çok merak edilen konulardan biride, hastalığın tedavisi olup, olmadığı. Henüz geliştirilmemiş olduğunu ifade eden Topçu, ‘Günümüzde serebral palsi’ye karşı mucizevi bir tedavi yöntemi yok. Serebral palsi’nin de kendi içinde ağırlık dereceleri ve farklı tipleri var. Sadece yurt dışında özellikle Amerika başta olmak üzere bazı ülkelerde serebral palsi’nin bazı tiplerine yönelik kök hücre ile ilgili bilimsel çalışmalar var. Daha hafif etkilenmiş ve daha iyi kliniği olan hasta gruplarına yapılan deneysel kök hücre uygulamaları olmasına rağmen bu çalışmaların etkinliği kanıtlanmış değildir. Yani günümüzde yapılan kök hücre uygulamaları deneysel çalışma kapsamında sürdürülüyor ve günümüzde serebral palsi’ye yönelik yapılan kök hücre uygulamalarının kanıtlanmış bir etkisi yok. Belki 10 yıl sonra bu çalışmaların sonuçları görülebilir, ancak şu an için böyle bir durum yok’ şeklinde konuştu. 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir